Bültene Abone Olun
İlgilendiğiniz bölgeyi seçin ve e-postanızı girin
Abone ol
#244Ağustos 2021

Nükleer Teknoloji Hayat Kurtarıyor

içindekilere geri dön

Enerji üretiminin çok ötesine geçen nükleer teknoloji, karmaşık kanserlerin teşhis ve tedavisine yardımcı olan nükleer tıbbı da içerir. Geçtiğimiz bir buçuk yılda COVID-19 hastalığını doğru bir şekilde teşhis etmek için yaygın olarak kullanılan MR ve BT teknikleri de nükleer teknolojinin birer ürünüdür. Hastanelerin inşasında yer alan ve sterilizasyon merkezleri inşa eden Rosatom, nükleer tıp alanındaki yetkinliklerini geliştirirken, bir yandan tıbbi ekipman üretmeye hazırlanıyor, bir yandan da izotop üretiyor.

Ağır hastalıklarla mücadele

Nükleer teknoloji, X-ışını, bilgisayarlı tomografi (CT) taramaları ve mamografinin yanı sıra Pozitron-Emisyon-Tomografisi (PET), Tek Foton Emisyonlu Bilgisayarlı Tomografi (SPECT) benzeri radyoaktif işaretleyici kullanan prosedürler ile ultrason ve manyetik rezonans görüntüleme (MRI) gibi iyonlaştırıcı olmayan radyasyon tekniklerini kapsar.

Bu teknikler, hastalığın teşhis edilmesi, evreleme, hastalığın tedavisi ve hastalık sürecinde verilen tepkisinin izlenmesi için radyonüklitleri (radyoaktif çekirdek) ve bu çekirdeklerin fiziksel özelliklerini kullanır. Bu teknikler, biyoloji gibi temel bilimlerde, ilaç geliştirilmesi sürecinde ve klinik öncesi tıpta da uygulanır. Nükleer teknikler, çoğu zaman, ölüm nedenleri arasında kardiyovasküler hastalıklardan sonra ikinci sırada gelen kanseri teşhis etmek için kullanılır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre sadece 2020 yılında yaklaşık 10 milyon insan kanser nedeniyle yaşamını yitirdi.

Ancak kanser tedavi edilebilir ve tedavi edilmelidir. Lancet Tıbbi Görüntüleme ve Nükleer Tıp Onkoloji Komisyonunun geçtiğimiz Mart ayında yayınladığı rapor, bilgisayar modelleme verilerine dayanarak, görüntüleme tekniklerinin geliştirilmesi sayesinde 2020-2030 yılları arasında görülmesi olası 76 milyon kanser kaynaklı ölümün %3,2’sinin önlenebileceğini ortaya koyuyor. Raporda, “Nükleer tıp ve tıbbi görüntüleme hizmetlerine erişimin artırılması, 2030 yılına kadar dünya çapında yaklaşık 2,5 milyon kanser kaynaklı ölümü önleyecek ve 1,41 Trilyon ABD doları değerinde (yatırılan 1 USD başına 200 USD üzerinde net getiri) küresel ömür boyu verimlilik kazanımı sağlayacaktır” ifadeleri yer alıyor. Söz konusu çalışma, IAEA’nın 211 ülkeden topladığı verilere dayanıyor.

Hastalık teşhisinin yanı sıra tedavi ve hasta bakımındaki gelişmeler sayesinde soruna bütünsel olarak yaklaşılırsa, bu rakam çok daha yüksek miktarlara çıkabilir. Böyle bir durumda kanser hastalarının %12,5’ini, bir başka ifadeyle yaklaşık 10 milyon kanser hastasını kurtarmak mümkün olabilecek.

Erişimin artırılması‘ pratikte ne anlama geliyor? En basit anlamıyla bu, yeni ekipman satın alınması ve özel nükleer tıp merkezlerinin inşa edilmesi demek. Raporda ayrıca, “Afrika’da en az beş ülkede tek bir BT ünitesi bile yok, gelişmiş ülkelerde ortalama 25000 kişiye, az gelişmiş ülkelerde ise 1,7 milyon kişiye bir BT tarayıcı düşüyor” ifadelerine yer veriliyor.

İşin aslı bu rakamlar, tıbbi cihazın hasta kapasitesinden ziyade cihazın kullanılabilirliğini göstermesi, bir başka ifadeyle, hasta sayısı ne kadar yüksekse, tanısal görüntüleme da o kadar az kullanılabilir.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi, Onkoloji Komisyonu’nun raporuna ilişkin yorumunda, “Tıbbi görüntüleme kanser tedavisi için çok önemlidir, ancak bu hayat kurtaran teknolojilere erişimin eşit olmayan şartlarda olması maalesef oldukça şaşırtıcıdır” ifadesini kullandı.

IAEA tarafından desteklenmektedir

IAEA, tıpta nükleer teknolojinin kullanımını dünya genelinde teşvik etmek için bütünsel ve çok yönlü bir yaklaşım benimsemiştir.

2021 yılının Temmuz sonlarında “Ulaştırmayı Kolaylaştırma Çalışma Grubu” tarafından düzenlenen bir web seminerinde konuşan IAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi, diğer hususların yanı sıra, IAEA’ya üye her devletin radyoaktif malzemelerin sevkiyatının reddedilmesine ilişkin ulusal bir odak noktası belirlemesi gerektiğini dile getirdi. Ulusal odak noktalarının dağıtım rotalarını koordine etme çabaları, radyoaktif maddelerin taşınmasını daha sorunsuz ve daha hızlı hale getirecek. Dünya Nükleer Birliği çatısı altındaki Sanayi İşbirliği Başkanı Serge Gorlin’e göre, bu tür malzemeler genellikle dolaylı ve daha karmaşık yollarla gönderiliyor ve bu da artan maliyetlere ve daha karmaşık evrak işlerine neden oluyor. Sonuç olarak, yılda 20 milyondan fazla radyoaktif madde sevkiyatı kara, deniz ve hava yoluyla gerçekleşiyor.

IAEA ve City Cancer Challenge Foundation (C/Can), aralarındaki işbirliğini genişletmek için Mayıs 2021 tarihinde bir anlaşma imzaladı. Söz konusu anlaşmayla, düşük ve orta gelirli şehirlerde yaşayan kanser hastaları için adil ve kaliteli radyasyon ilacına erişim şartlarının iyileştirilmesi amaçlanıyor. Kanser tedavisinin bir parçası olarak radyasyon tıbbının uygulanmasında daha fazla etki yaratmak için IAEA, C/Can’a uzman desteği sağlayacak. Taraflar, diğer hususların yanı sıra, ihtiyaçların değerlendirilmesi, veri toplanması ve kaynak seferberliği konularına ağırlık verecek. Ekim 2020’de IAEA ve Fransız Nükleer Tıp Derneği, Pratik Düzenlemeler hususunda anlaşmaya imza attı. 2020-2023 dönemini kapsayan anlaşma, nükleer tıp, moleküler görüntüleme ve ilgili disiplinler alanlarında işbirliği sağlıyor.

Ayrıca, IAEA web sitesinde nükleer tıp için ayrılmış, tıbbi prosedürler hakkında genel ve ayrıntılı tavsiyeler içeren geniş bir bölüm bulunuyor.

 

Ülkeler arasında nükleer tıp

Her büyük ekonomi, nükleer tıbbın gelişimine önem verir. Örneğin Çin, Haziran 2021’de, 2021-2035 arası dönemi kapsayan tıbbi izotopların üretimi için orta ve uzun vadeli planını yayınladı. Çin Atom Enerjisi Kurumu (CAEA) Başkan Yardımcısı Jianhua Zhang, planın arkasındaki mantığı şu sözlerle ifade etti: “Ekonomi gelişip refah seviyesi arttıkça, insanların sağlık hizmetlerinden beklentileri ve tıbbi izotoplara olan talep de artıyor. En sık kullanılan tıbbi izotoplara olan talebin yılda %5 ila %30 arasında artacağı ve toplam talebin 2030 yılına kadar 10 kattan fazla artış göstereceği tahmin ediliyor” (atominfo.com sitesinden alınmıştır).

Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan ve kanser tedavisine yönelik radyoterapi alan 1,5 milyon kanser hastası da dahil olmak üzere 9 milyondan fazla hasta nükleer tıbbın sunduğu hizmetlerden faydalanıyor. Nuclear Medicine Europe ve Foratom, nükleer tıptaki sorunları çözmek için gayret gösteriyor. Nuclear Medicine Europe Başkanı ve Siemens Healthineers şirketinde moleküler görüntüleme iş yöneticisi Antonis Kalemis, AB’ye üye devletlerde nükleer tıp ve radyoaktif maddelerin taşınması konusunda tek tip bir yaklaşımın olmaması, yetersiz tazminat ve nükleer teknolojiye yönelik genel olarak olumsuz bir tutum gibi Avrupa Birliği’nin karşılaştığı temel sorunlara dikkat çekerek bu sorunlara yönelik muhtemel çözümlere değindi. Bahse konu bu çözümler kapsamında, nükleer tıbbın Yeni Nesil İyileştirme Planı ve Endüstriyel Stratejiye dâhil edilmesi, Tıbbi Endüstri ve Araştırma Uygulamaları Stratejik Gündemi’nin (SAMIRA) onaylanması, özellikle uzak bölgeler için tıbbi cihaz tedarikinin arttırılması, sağlık hizmetleri fiyatlarının izlenmesi ve nükleer tıpta farklı ürün ve hizmetler için tazminatların bölüştürülmesi gibi başlıklar öne çıktı.

Nükleer tıp sektörü küresel çapta 24 milyar ABD doları gibi bir büyüklüğe ulaştı. Rosatom’un tıbbi proje entegratörü Rusatom Healthcare, bu rakamın 2030 yılına kadar 43 milyar ABD Dolarına ulaşacağını tahmin ediyor. İzotop pazarı şu anda 6 milyar ABD Doları seviyesinde, ancak Rusatom Healthcare analistleri bu rakamın iki kattan fazla büyüyerek 12,6 milyar ABD Dolarına ulaşabileceğine inanırken, büyümenin çoğunu nükleer tıp segmentinin yönlendireceğini belirtiyorlar.

Bu segmentte yer alan radyasyon kaynaklı teşhisin büyüklüğü, teknetyum-99m için öngörülen 1,7 milyar ABD doları da dâhil olmak üzere yaklaşık 3.6 milyar ABD dolarına ulaşacak. Rusatom Healthcare, terapötik dozun tanısal bir dozdan iki ila üç kat daha pahalıya mal olmasından dolayı radyasyon tedavisi segmentinin daha hızlı büyüyeceğini öngörüyor. Bu da, radyasyon tedavisine yönelik her seansın, teşhis prosedürüne nazaran hasta başına 100 ila 1000 kat daha fazla gelir üreteceği anlamına geliyor.

ABD, küresel pazardaki %40’lık payı ile nükleer tıp dünyasında tartışmasız lider, onu Japonya ve Almanya izliyor. Rusya ise, küresel nükleer tıp pazarının %5’inden daha azına sahip.

Rosatom’un çalışmaları

Rusya’nın tek ve dünyanın en büyük tıbbi izotop üreticilerinden biri olan Rosatom, nükleer tıp konusuna ağırlık vererek bu alandaki yetkinliklerini geliştirmeyi sürdürüyor.

Rusatom Healthcare, Rosatom’un nükleer tıp alanında faaliyet gösteren yan kuruluşu. 2017 yılında kurulan şirket, nükleer tıp, radyoaktif izotop üretimi ve dağıtımı, ışınlama ve sterilizasyon cihazı üretimi ve kapsamlı “anahtar teslim” tıbbi çözümler sunan 15 işletmenin ana ortaklığı. Rusatom Healthcare, hayat kurtaran tıbbi cihaz ve ilaçları Rusya’da ve yurtdışında daha geniş bir kitleye ulaştırmayı kendisine misyon edindi.

Örneğin, Rusatom Healthcare’in yan kuruluşlarından biri olan İzotop, 50 ülkeye tıbbi izotop tedarik ediyor.

Öte yandan Rusatom Healthcare, Karpov Fiziksel Kimya Enstitüsü’nde (Obninsk, Rusya) GMP (Good Manufacturing Practice – İyi Üretim Uygulamaları) uyumlu bir radyofarmasötik fabrikasının inşaatını başlattı. Söz konusu fabrika, Rusya’da lutesyum-177, aktinyum-225 ve radyum-223’ten hedefe özel radyofarmasötik üreten ilk fabrika olacak. Lutesyum-177, kötü huylu tümörlerin büyümesini durdurabilir ve hatta diğer tedavilerin sonuç vermediği durumlarda metastazları azaltabilir. Radyum-223 içeren radyofarmasötikler de, kimyasal özelliklerinin kalsiyuma benzemesi nedeniyle kemik metastazlarını tedavi etmek için kullanılır. Yeni fabrikanın 2024 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor.

Rusatom Healthcare’in bir diğer faaliyet alanı da iyonize sterilizasyondur. Rusatom Healthcare, 2016 yılında, Moskova Bölgesi’nde Sterion sterilizasyon merkezini açtı. Bu merkez, koronavirüs pandemisinde kullanılan yüz maskelerinin sterilize edilmesini sağladı. Gama radyasyon merkezi Mayak’ın, 2021’in sonlarında Çelyabinsk’te hizmete girmesi planlanırken, Obninsk’te de benzer bir tesis 2022 yılında faaliyete geçecek. Bir başka sterilizasyon merkezinin de Kazan’da kurulması planlanıyor. Rusatom Healthcare, çok amaçlı ışınlama merkezlerinin inşası ve elektron hızlandırıcı ve gama ışını ünitesinden oluşan sterilizasyon istasyonlarının temini için anahtar teslim çözümler sunuyor.

Rusatom Healthcare, tıbbi cihaz segmentinde önde gelen şirketlerle ortaklaşa yerel cihaz üretimini teşvik ederken, Rus modelleri sıfırdan geliştiriyor.

Rusatom Healthcare, Elekta tarafından geliştirilen teknoloji ile yüksek enerjili lineer hızlandırıcılar üretmek için Rusya’da bir tesis kuruyor. Yılda 15 lineer hızlandırıcı üretecek olan tesis, talebin artması durumunda da üretimini artırma kapasitesine sahip.

Rusatom Healthcare ve GE, en popüler üç MRI tarayıcı modeli olan Signa Creator, Signa Explorer ve Signa Voyager cihazlarını ortaklaşa üretecek, üretilen cihazların 2022 ortalarında piyasaya sürülmesi planlanıyor.

Rusatom Healthcare 2022 yılında, tüm radyofarmasötikleri kullanarak radyonüklid teşhisi ve radyoterapi prosedürlerinin kontrolünde en iyi şekilde kullanılan kendi gama kameralarını üretmeyi planlıyor.

Yine 2022 yılında, 6 MeV düşük enerjili elektron hızlandırıcılara dayalı ONIKS radyoterapi komplekslerinin seri üretimine başlanması da planlanıyor. Bu cihazlar hem bağımsız şekilde, hem de cerrahi ve kemoterapötik tedavi yöntemleriyle bir bütün halinde, harici ışın radyasyon tedavisini kullanarak çeşitli nozolojilerin ve yapıların neoplazmalarını tedavi etmek için tasarlandı.

2022 yılında üretilmesi planlanan bir başka cihaz, yüksek doz brakiterapi için yepyeni Brakiterapi cihazları. Yüksek teknoloji brakiterapi kompleksleri, tümör dokuları üzerinde yüksek hassasiyetli tedavi prosedürlerinin gerçekleştirilmesine ve hastanın sağlıklı dokularının zarar görmesinin azaltılmasına ve ayrıca genel radyasyonun zararlı etkilerinin azaltılmasına olanak tanıyor.

Son olarak, Rusatom Healthcare, teşhis ve tedavi hizmetleri sağlayacak radyasyon tıp merkezleri zincirini inşa ediyor. Şirket, 2022 yılına kadar Ufa, Lipetsk, Irkutsk ve Obninsk’teki tıp merkezlerinin inşaatını bitirmeyi ve Rus ve yabancı hastalara tıbbi hizmet vermeye başlamayı planlıyor. Rusya’nın bazı bölgelerinde birkaç mobil tıp istasyonu kurulması da gündemde. Şirket, uzak bölgelerdeki tıbbi hizmetlerin kullanılabilirliğini iyileştirebileceğine inanıyor.

Bununla birlikte Rosatom, bir dizi başka ışın tedavisi projesinde de yer alıyor. Örneğin, Rus nükleer şirketi, Bolivya’da bir nükleer araştırma ve teknoloji merkezi inşa ediyor. Faaliyet alanlarından birisinin de nükleer tıp olması planlanan Rosatom, Tayland’da, Tayland Nükleer Teknoloji Enstitüsü’nde bir siklotron ve radyokimyasal tesisin inşaatı projesinde de yer alıyor. MSS-30/15 tesisi, onkolojik ve kardiyovasküler hastalıkların Pozitron Emisyon Tomografisi (PET) ve Tek Foton Emisyon Bilgisayarlı Tomografi (SPECT) teşhisinde kullanılan galyum-67, talyum-201, bakır-64 ve zirkonyum-89’u üretmek üzere tasarlandı.