Bültene Abone Olun
İlgilendiğiniz bölgeyi seçin ve e-postanızı girin
Abone ol
#240Nisan 2021

Fukuşima’nın gölgesinde Japonya

içindekilere geri dön

Japonya’da kimler nükleere ihtiyaç duyuyor?

 IAEA Güç Reaktörü Bilgi Sistemi’ne göre, Mart 2021 itibariyle 33 adet güç ünitesi faal olarak listelenmekteydi. Gerçekte ise, 5 nükleer enerji santralinde toplam 9 adet güç ünitesi faaliyetteydi. Bu Ōi ve Takahama (Kansai Elektrik Enerjisi Şirketi), Genkai ve Sendai (Kyūshū Elektrik Enerjisi Şirketi) ve İkata (Şikoku Elektrik Enerjisi Şirketi). Fukuşima faciasından önce, elektriğin yaklaşık % 30’unu üreten 54 üniteye sahipti. Mevcut olan en güncel verilere göre, 2019’da nükleer, ülkede üretilen elektriğin sadece % 7,5’una tekabül etmekteydi.  Nippon.com’a göre, faaliyeti sürdürme izni alan üniteler de basınçlı su reaktörü (PWR) teknolojisini kullanmaktalar. Fukuşima Daiçi’deki reaktörler dahil olmak üzere, kaynar su reaktörü (BWR) teknolojisini kullanan üniteler henüz yeniden faaliyete geçebilmiş değiller.

Japonlar nükleer enerji konusunda karmaşık bir duygu içerisindeler. Yakın geçmişte, NHK Yayın Kültürü Araştırma Enstitüsü’nün 4 bin 800 katılımcı ile gerçekleştirdiği ankete göre, katılımcıların % 50’si Japonya’daki nükleer enerji santrallerinin sayısının azaltılması gerektiğine inanıyor. % 17’lik kesim nükleer enerjinin kullanımının kaldırılması gerektiğinden emin iken, katılımcıların % 29’unun  görüşü mevcut durumun sürdürülmesi yönünde. Sadece % 3’lük kesim reaktörlerin sayısının arttırılması yönünde fikir beyan ettiler.

Katılımcıların çoğu (% 85) çevre toplumları etkileyebilecek nükleer kazaların olma olasılığından endişeliler. Sadece % 14’lük kesim ise, kaza olasılığı hakkındaki soruları  ‘tam olarak endişeli değilim’ veya ‘hiçbir şekilde endişeli değilim’ şeklinde cevapladılar. Katılımcıların % 82’si Fukuşima Daiçi nükleer enerji santralinin devreden alınmasının ‘iyi gitmediğine’ veya ‘kısmen iyi gitmediğine’ inanıyorlar.

İlginç bir şekilde, ankete katılanların % 75’i nükleer kazanın genel itibariyle kendileri için “çok net olmadığını” veya “hiç net olmadığını” söylediler.

Bloomberg, Japonya Enerji Ekonomisi Enstitüsü CEO’su ve Başkanı Masakazu Toyoda’dan alıntıladığı haberde, “Japonya, emisyonları 2030’a kadar % 26 azaltma ve 2050’ye kadar net sıfır hedefine ulaşma taahhüdünde bulundu. 27–30 reaktörü yeniden başlatmadan bu hedeflere ulaşmak mümkün olmayacak” ifadelerini kullanıyor.

Bloomberg, Japonya Enerji Ekonomisi Enstitüsü CEO’su ve Başkanı Masakazu Toyoda’dan alıntıladığı haberde, “Japonya, emisyonları 2030’a kadar % 26 azaltma ve 2050’ye kadar net sıfır hedefine ulaşma taahhüdünde bulundu. 27–30 reaktörü yeniden başlatmadan bu hedeflere ulaşmak mümkün olmayacak” ifadelerini kullanıyor.

World-nuclear-news.org’un haberine göre, Japonya Demir ve Çelik Federasyonu Başkanı Eiji Hashimoto da yılbaşı konuşmasında hükümeti Japon çelik üreticilerini desteklemek için nükleer santralleri yeniden başlatmaya çağırdı.

Ülkenin en büyük iş topluluğu olan Japonya İş Dünyası Federasyonu Keidanren de nükleeri destekliyor. Federasyonun, ülkenin gelecekteki enerji dönüşümlerine dair açıklamalarında, “Üstelik, nükleer enerji olmadan 2050 CN (2050’ye kadar karbon nötrlüğü) hedefine ulaşmak zor olacağından, halkın anlayışını kazanmak için nükleer enerjinin kullanımına dair ciddi söylemlerde bulunmak gerekiyor” ifadelerine yer veriliyor.

Mevcut hükümet, nükleerin payını 2030 yılına kadar % 20–22’ye çıkarma taahhüdünü yinelese de, yeni yapılar ve bağlantılar düşük kalmaya devam ediyor.

Hükümet 2020’nin sonlarında, 2050’de Karbon Nötrlüğü ile Uyumlu Yeşil Büyüme Stratejisi’ni tanıttı. Bu strateji ile, 2050’ye kadar hidrojen ve amonyak (% 10), termal ve nükleer üretim (% 30–40) dahil olmak üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji karışımının % 50 ila % 60’ını oluşturacağı öngörülüyor. Şu anda stratejide düzenlemelere gidiliyor. Rosatom Uluslararası  ağı Japonya direktörü Sergei Dyomin, “Düzenlemelerin yeni bir stratejiye uyumlu derlenmesi oldukça muhtemeldir. Başka rakamlar yayınlanmadıkça, Japonya’daki nükleer üretim payının toplam enerji karışımının % 20–22’sini oluşturacağını görebiliriz” varsayımında bulunuyor.

Rosatom güvenlik sunuyor

Günümüzde Japonya ile Rosatom arasındaki işbirliği Fukuşima Daiçi’yi güvenli hale getirmeye odaklanmış durumda.

Rosatom mühendisleri bir kompakt nötron detektörü geliştirdiler. Bu detektör, muhafaza içerisindeki hasarlı yakıt bileşenleri ve iç yapıları tespit etmede ve gidermede kullanılacak.

Ocak 2018’de, Rosatom Group şirketlerinden oluşan bir konsorsiyum, koryumda yaşa bağlı değişiklikleri incelemek için bir sözleşme kazandı. 2019 yılında tamamlanan çalışmayı bir diğeri takip etti. Araştırmacılar, neredeyse son aşamasında olan ikinci çalışma ile, çıkarma, taşıma ve depolama sırasında koryumdaki yaşa bağlı değişikliklerin entegre bir tahminini yaptılar.

Bir diğer konsorsiyum, Fukuşima Daiçi nükleer enerji santralinin hasarlı birimlerinde lav benzeri yakıt içeren materyalin parçalanmasıyla oluşan tozun özelliklerini incelemeye ve toplanması için sistem geliştirmeye yarayan bir projeyi bitirmek üzere.

Ek olarak, TENEX ve TEPCO, hasarlı reaktörleri soğutan suyu temizlemek için kullanılan radyoaktif zeolitlerin uzaklaştırılması olasılığını ele alıyorlar.

Hidrojen ekonomisi de bir başka işbirliği alanı. Rusatom Overseas ile Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı’nın Doğal Kaynaklar ve Enerji Ajansı, Rusya’dan Japonya’ya pilot hidrojen tedariki için bir fizibilite çalışması yürütüyorlar.

İki ülkenin görüştüğü en son işbirliği alanı Kuzey Denizi Rotası. Japon işletmeleri için düzenlenmesi planlanan bir seminerde Rus nükleer şirketinin temsilcileri, Arktik deniz yolu üzerinden kargo tesliminin avantajları hakkında konuşma gerçekleştirecekler. Seminer, Moskova ve Tokyo’yu bir video bağlantısıyla birbirine bağlamak için kombine — çevrimiçi ve çevrimdışı — bir formatta gerçekleştirilecek.

Sergey Dyomin, “Fukuşima’da devreden çıkarma ve kaza sonrası iyileştirme dahil olmak üzere, nükleer yakıt çevriminin son aşamasında Rosatom’un sunabileceği birçok şey var. Dahası, hidrojen ekonomisi projeleri ve Kuzey Denizi Rotası nükleerdeki işbirliğimize yeni bir ivme kazandırabilir” dedi.

Atıklar üzerine tartışma

Nükleer atıkların bertarafı konusu, Japonların nükleer enerji hakkında sahip olduğu karmaşık duyguların bir örneği.

Mart ayınının başlarında, 2001–2006 yıları arasında ülkenin başbakanı olan Juniçiro Koizumi ve kazanın yaşandığı 2010–2011 yılları arasında aynı görevde bulunan Naoto Kan ortak bir basın toplantısı düzenlediler. Rosatom Uluslararası ağı Japonya direktörü Sergei Dyomin, “Siyasi anlamda farklı taraflara ait olmalarına rağmen, her ikisinin de başbakanlık dönemlerinde nükleer enerjiyi desteklemiş olmaları özellikle not edilmelidir. Ancak şimdi, her ikisi de sismik risklere bağlı olarak Japonya’nın radyoaktif atıkları gömecek yeri olmadığını söyleyerek, nükleer enerjiye karşı çıkıyorlar” diye konuştu.

Nükleer atıkların yurtdışında imhası konusunda Japon hükümetinin özel görüşmeler yaptığı biliniyor. Birkaç yıl önce, yerel medyada Moğolistan ile yapılan görüşmeler hakkında bilgi yayınlandı. Yaklaşık bir ay önce, söylentilere göre Kanada ile benzer görüşmeler yapıldı. Muhtemelen Japonya, yurtdışındaki nükleer atık bertarafını kendisi için en iyi seçenek olarak görüyor.

Japonya’da, Hokkaido adasındaki Suttsu ve Kamoenai köylerinin yakınında radyoaktif atık depoları inşa etme tartışmaları sürüyor. Bir taraftan, tek başına jeolojik araştırmalar yerel bütçeye 2 milyar Yen’e kadar katkıda bulunacak. Bir sonraki saha araştırmaları 7 milyar Yen daha getirecek. Karşılaştırma amaçlı belirtmek gerekirse, 2019 yılında Suttsu 244,2 milyon Yen kadar küçük bir miktar yerel vergi tahsil etti. Diğer taraftan, yerel halkın radyofobisi de göz ardı edilemez.

Rusatom Overseas (Rosatom’un bir parçası), dış pazarlarda nükleer enerji santralleri ve Nükleer Bilim ve Teknoloji Merkezlerinin (CNST) inşasına yönelik entegre öneriyi teşvik etmekten sorumlu. Rusatom Overseas, uluslararası ilişkiler ağını genişleterek, müşteri ülkeler ile devlet şirketinin işletmeleri arasında bir bağlantı görevi görüyor.