Bültene Abone Olun
Abone ol
#243Temmuz 2021

Uranyum Büyüme Hormunu

içindekilere geri dön

COVID sonrası dünyasında metal pazarı ve küresel ekonomi büyüyor. Bu durum aynı zamanda uranyum fiyatlarının artmasına zemin hazırlıyor; ne var ki, arz ve talebin temel etmenleri zayıf itici güçlerdir.

Uranyum piyasasının analizi, arz ve talepteki değişiklikleri neredeyse hiç karşılamadığını gösteriyor. Yaklaşık son kırk yılda arzdaki hiçbir değişiklik uranyum fiyatını etkilemediği gibi Avustralya’da 1984-1996 yıllarında uygulanan ve işletilen maden sayısını üç adetle sınırlayan (aksine, bu dönemde fiyatlar büyük düşüş sergiledi) üç
maden politikası ile yeni açılan madenler veya madenlerdeki kazalar da fiyatta yukarı doğru bir etki oluşturmadı.

Spot piyasası Malavi’deki Kayelekera Uranyum Projesinin Kasım 2013’te askıya alınmasını ve Aralık 2013’te gerçekleşen ve şirketin üretimini yarıya düşüren Rio Tinto’nun Ranger ve Rosing Madenlerindeki iki kazayı görmezden geldi. Ayrıca, piyasalar 2016’nın sonlarında Namibya’daki Husab madeninde büyük bir uranyum projesinin başlatılmasına pek tepki vermedi. Uranyum fiyatı mayıs ayında üç dolar düştü ve kasımda yeniden üç dolar yükseldi ve bu durum, Cameco’nun Rabbit Gölü Madenini rafa kaldırmasına, McArthur Nehri Madeninde üretimi azaltmasına ve ABD’deki yerinde özütleme (ISL) madencilik projelerini geliştirmeyi durdurmasına rağmen gerçekleşti.

2019’da ABD’de U3O8 üretimi hemen hemen durdu. Ocak 2021’de Rio Tinto’nun Avustralya’daki Ranger Madeni tükendi ve üretim durdu. Kazakistan geçtiğimiz birkaç yılda üretim artışını kısıtlayıcı önlemler aldı. Bütün bunlara karşın, fiyatlar Mart 2016’yı izleyen dört yıl boyunca pound başına 30$ barajını aşamadı. Büyük ihtimalle pandemide de aşamazsa hiç aşamayacak.

Ancak Kanadalı Cameco firması en büyük Cigar Gölü Madeninde üretimi askıya aldıktan ve Kazakistanlı Kazatomprom firması koronavirüsün Nisan 2020’deki birinci dalgasında personeli işten çıkaracağını ve ardından üretimi azaltacağını duyurduktan sonra fiyatlar Şubat 2020’deki 24,8$ seviyesinden Mayıs’ın sonlarında 33,93$ seviyesine çıktı. Artış etkileyici bir rakam olan %36,8 seviyesinde ama 130140 milyon pound’luk mütevazi bir pazarda pound başına 9$’ı biraz aşan tutarda oldu. Ardından, fiyatlar yeniden düşüşe geçti ve piyasalar Cigar Gölü Madeninde Aralık 2020’de gerçekleşen başka bir askıya almayı dikkate almadı.

Arz ve talep yasaları o kadar düz ve basittir ki 1990’ların sonlarından beri talebe cevap vermekten uzak olan uranyum pazarında neden geçerli olmadığını anlamak güç. NEA ve IAEA’nın tahminlerine göre 2019’da dünya genelinde 54,2 bin tonun biraz üzerinde uranyum üretildi. 2020 verileri henüz elimizde yok ama rakamın 2019’dakinden daha az olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunu daha iyi anlayabilmemiz için, 30 Haziran 2021 itibarıyla faaliyette olan ve 394,2 GW toplam kapasiteye sahip 444 reaktörün tamının ihtiyacı 59 bin (Red Book 2020 veri projeksiyonu) ila 68,27 bin (WNA verileri) ton uranyum.

Piyasadaki kıtlığın 30 yılı aşkın süredir nasıl devam edebildiği sorusunun iki muhtemel cevabı var; pazar önümüzdeki birkaç yıl için talep açısından şeffaf ve arz açısından şeffaf değil. Birincisi, tüm ülkelere (örneğin Özbekistan) ve tüm yıllara ait üretim verileri elimizde mevcut değil. İkincisi ve daha önemlisi, enerji şirketlerinin, hükümet rezervlerinin, uranyum üreticilerinin, yatırım şirketlerinin ve diğerlerinin stoklarında ne kadar U3O8 bulunduğu bilinmiyor.

Muhtemel büyüme itici güçleri olarak metal pazarları ve ekonomik düzelme

Uranyum pazarının genel ekonomik koşullardan ve metal fiyatlarındaki artıştan etkilendiğini varsayıyoruz. Uranyum fiyatlarıyla küresel ekonomik performans arasındaki korelasyon ve olsa olsa endüstriyel metallerin fiyatları özellikle 2000’lerin ikinci yarısında ve 2010’ların başlarında iyi şekilde takip edilebildi.

Endüstriyel metallerin fiyatları 2009’daki gevşemenin ardından toparlandı ve 2005’teki seviyenin üzerine çıktı. Uranyum spot fiyatı da 2010 boyunca, özellikle yılın ikinci yarısında arttı. 1 Ocak 2011 itibarıyla spot pazarı fiyatı uzun vadeli fiyatları geçti ve pound başına 72,63$’a ulaştı.

Daha sonra, Fukuşima Daiçi NGS’nde bir felaket meydana geldi ve uranyum fiyatlarıyla diğer metallerin fiyatları arasında bir gecikme yaşanmaya başlandı. Örneğin 2015’te endüstriyel metallerin fiyatı düşerken uranyumunki şaşırtıcı biçimde stabil kaldı. O sene küresel ekonomi %2,87 büyüdü. Ama 2016’da küresel GSYİH büyümesi yavaşlayarak %2,6’ya indi ve uranyum spot fiyatı 2004’ten beri en düşük seviye olan pound başına 18$’ın altına geriledi. 2017’de küresel ekonomi %3,3 büyüdü ve bakır, nikel ve alüminyum fiyatları artış trendine girdi; demir cevherinin fiyatı da bir önceki yıla göre arttı ama uranyum fiyatı düştü. 2018’de demir ve demir dışı metallerin fiyatları gevşedi; küresel ekonomi büyümesi %2,98’e inerken uranyum fiyatı o yıl pound başına 21$’ın altından 29$’ın üstüne çıktı.

COVID sonrası artış

Dünya Bankasının Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu Haziran sayısında şunlar yer alıyor: “Küresel ekonomi 2021’de yüzde 5,6 artma yolunda ve bu rakam, son 80 yılın en güçlü resesyon sonrası artış hızına karşılık geliyor. Bu toparlanma eşit düzeyli gerçekleşmiyor ve büyük ölçüde bazı büyük ekonomilerde keskin geri gelmeleri yansıtıyor”.

Mali varlıkların genişlemesi küresel ekonominin koronavirüs pandemisi sonucunda maruz kaldığı sonuçların bir tanesiydi. Boston Consulting Group’un (BCG) yeni yıllık raporu şu tespiti yapıyor: Bu nasıl işliyor? Metaller pazarındaki her ticaret gerçek tüketicilerle yapılan bir sözleşme değildir; bazıları spekülatif hareketlerdir. Yani, mali kurumlar ya da daha doğru bir ifadeyle onların gerçek çalışanları metallerin yeniden satışından ve türev enstrümanlardan kazanacaklarına inanırlar. Uranyum dahil her türlü metal onları ilgi alanında. Bu yüzden, gittikçe daha fazla insanın uranyumun da ilgi çeken bir yatırım varlığı olduğuna inanıyor olması hiç de şaşırtıcı değil.

Uranyumun yatırım durumu mevcut yılın ilk yarısında gözlemlenen trendlerle kanıtlanır. Birkaç uranyum arama şirketi ve mali kurumlar 2021’in ilk dört ayında toplam neredeyse 10,5 milyon pound U3O8 satın aldı. Uranyum arayanlar dahil alıcılar basın bültenlerinde uranyumu yatırım olarak kullandıklarını yazdı.

Daha karmaşık mali yapılar da görüldü. Kanada’nın madencilik sektörü yatırımlarında uzmanlaşmış en eski yönetim şirketlerinden biri olan Sprott, Sprott Fiziksel Uranyum Tröstünü kurdu ve fiziksel uranyum (U3O8 ve UF6) satın alımlarına odaklanmış Uranium Participation Corporation’a (Kanada) bu tröste katılmasını teklif etti.

Diğer bir piyasa oyuncusu ise Uranyum Royalty Corporation. İmtiyaz haklarını ya da uranyum şirketlerinin ürünlerinin ya da bu ürünlerin satışından elde edilen karların hissesine ilişkin hakları satın alıyor.

Bunun yanında, uranyum şirketleri faaliyetlerini finanse etmek için başarılı şekilde para topluyor. Yellow Cake Uranium Genel Direktörü Andre Liebenberg Metalsnews.com’a verdiği bir mülakatta şunları söyledi: “Hesaplamalarıma göre, uranyum sektöründeki uranyum şirketlerinin şubat ayının ortasından beri 800 milyon dolar civarında para topladığını gördük ve bu durum uzun zamandır gerçekleşmemişti”. Yellow Cake Uranium, aynı zamanda fiziksel uranyum stokunu 9 milyon pounddan 15 milyon pounda artırmayı planlıyor.

Bu durum, mali piyasaların uranyumu bir likit varlık ve gelecek vadeden bir yatırım aracı olarak görmeye başladığı gerçeğini gösteriyor.

Yatırım toplumu uranyum fiyatlarının artmasını bekliyor çünkü nükleer endüstrisi karbonsuz konumuna yerleşti ve mevcut iklim ve çevre gündemine ideal olarak uyuyor. Temiz enerjinin gelecek birkaç on yıllık dönemde ekonomik büyümeden büyük bir fayda gören unsur haline geleceği muhtemel.

Yeni bir nükleer endüstri gelişim raunduna yönelik ümitler o kadar yüksek ki muhtemel kazalara dair korkuyu bile gölgede bırakıyor. Bu açıdan, Bloomberg Intelligence analisti Simon Chan’ın mantığı merak uyandırıcı. Chan, Mining.com’a şunları söyledi: “Potansiyel etkisinden dolayı güvenlik, nükleerde her zaman bir odak noktasıdır. Taishan’da yakın zamanda ortaya çıkan durumlar güvenlik üzerindeki dikkatleri  artırdı ama uzun vadeli büyümeye bakış açısı değişmedi”.

Nükleer endüstrinin yeşil ve temiz enerji teknolojileri listesine dahil edilecek çabaların ardından küresel ekonomik büyüme, refah birikimi ve endüstriyel metallerin artan fiyatı faktörlerinin kombinasyonu uranyum fiyatını oldukça yukarı taşıyabilir. Kısacası, şimdi değilse ne zaman?
Ne kadar yükselebileceğini tahmine çalışmak faydasız. Büyümenin stabilitesi toplam ekonomik koşullara, yani küresel ekonominin COVID sonrası toparlanmasının, endüstriyel metal fiyatlarındaki artışın ve temiz enerjiye yönelik talebin devamlı ve kararlı olup olmayacağına bağlı olacak. Küresel siyasi durum, özellikle ABD’nin yaptırımlarının ardından Çin’deki yeni inşaatların geleceği, nükleer inşaat sözleşmelerine teklif vermeye dair pazar dışı dışlamalar (Çek Cumhuriyetinde Rosatom’un başına geldiği gibi) ve nükleer enerjinin AB Taksonomisine dahil edilmesi de önemli konular.